Can atmak: Bir şeyi çok istemek.
Can bulmak: Yeniden güçlenmek, canlanmak.
Can çekişmek: Ölmek üzere olmak.
Can damarı: Bir şeyin en önemli noktası.
Can kulağıyla dinlemek: Çok dikkatli dinlemek.
Can vermek: Ölmek; bir şey uğruna hayatını feda etmek.
Canı burnuna gelmek: Çok sıkılmak, bunalmak.
Canı çıkmak: Çok yorulmak.
Canı gönülden: İçtenlikle, samimiyetle.
Canı istemek: Bir şeyi arzulamak.
Canına tak etmek: Artık dayanamaz duruma gelmek.
Canını dişine takmak: Büyük bir gayretle çalışmak.
Canını sıkmak: Üzülmesine veya keyfinin kaçmasına neden olmak.
Canından bezmek: Yaşamaktan bıkacak kadar sıkıntı çekmek.
Caka satmak: Gösteriş yapmak, hava atmak.
Cebi delik: Parasını tutamayan, savurgan kimse.
Cebi para görmek: Para sahibi olmak.
Cehennem olmak: Ortadan kaybolmak, çekip gitmek.
Cilve yapmak: Nazlanmak, şirin görünmeye çalışmak.
Ciğerine işlemek: Çok derinden etkilemek.
Ciğeri beş para etmemek: Değersiz, güvenilmez biri olmak.
Cilalı taş gibi: Çok parlak ve temiz olmak.
Cümle kapısı: Bir yapının ana giriş kapısı.
Canı burnunda olmak: Çok sabırsız veya sıkıntılı durumda olmak.
Canı tez olmak: Aceleci ve sabırsız olmak.
Canı yanmak: Acı çekmek, üzülmek.
Canına okumak: Birine çok zarar vermek, perişan etmek.
Canını almak: Öldürmek.
Canını yakmak: Birine acı veya üzüntü vermek.
Can kulağı kesilmek: Büyük bir dikkatle dinlemeye başlamak.
Can kuşu uçmak: Ölmek.
Canı sıkkın olmak: Üzgün veya keyifsiz olmak.
Canı pahasına: Ölümü göze alarak.
Cana yakın: Sevimli, sıcak ve samimi davranan.
Can ciğer olmak: Çok yakın arkadaş olmak.
Can evinden vurmak: Birini en hassas noktasından etkilemek.
Cebi boş olmak: Parasız olmak.
Cilveleşmek: Karşılıklı naz ve şakalaşma yapmak.
Cilvesine kapılmak: Birinin çekiciliğinden etkilenmek.
Cuk oturmak: Tam yerine uymak, uygun düşmek.
Cürmü kadar yer yakmak: Birinin gücünün çok az olduğunu belirtmek.
Caka yapmak: Gösteriş yapmak, kendini beğendirmeye çalışmak.
Ciğeri parçalanmak: Çok büyük üzüntü duymak.
Ciğerinin köşesi: Çok sevilen kişi.
Cevabı yapıştırmak: Birine hızlı ve etkili cevap vermek.
Can baş üstüne: Bir isteği memnuniyetle kabul etmek.
Canı burnundan çıkmak: Çok yorulmak veya sıkıntı çekmek.
Canı ağzına gelmek: Çok korkmak.
Canı boğazına dizilmek: Çok öfkelenmek veya bıkmak.
Canı cehenneme: Birini önemsemediğini belirtmek.
Canına değmek: Yapılan bir şeyden memnun kalmak.
Canından olmak: Hayatını kaybetmek.
Canını ortaya koymak: Bir şey için her türlü tehlikeyi göze almak.
Canı burnunda yaşamak: Sürekli sıkıntı içinde yaşamak.
Canına susamak: Kendini büyük bir tehlikeye atmak.
Canı ciğeri olmak: Birini çok sevmek.
Canı gibi sevmek: Birini çok fazla sevmek.
Canı çekilmiş gibi olmak: Çok yorgun ve bitkin görünmek.
Ceviz kabuğunu doldurmamak: Çok önemsiz, küçük bir şey olmak.
Ceviz kırmak: Uygunsuz veya yanlış bir davranışta bulunmak.
Cevabını almak: Beklediği karşılığı bulmak.
Cilası dökülmek: Gerçek yüzü ortaya çıkmak.
Cılkı çıkmak: Bir şeyin bozulması veya aşırı kullanılması.
Cıvıklaşmak: Ciddiyetini kaybetmek.
Cıvığını çıkarmak: Bir şeyi gereğinden fazla uzatmak.
Cuk diye oturmak: Tam uygun gelmek.
Cümle âleme rezil olmak: Herkesin önünde utanılacak duruma düşmek.
Cümle kapısına çıkmak: Ana kapıya yönelmek.
Cendereye sokmak: Birini çok zor durumda bırakmak.
Cendereye almak: Birini baskı altında tutmak.
Canına değsin: Bir iyilik veya ikram karşısında memnuniyet belirtmek.
Canı burnuna dayanmak: Sıkıntıya daha fazla katlanamaz hâle gelmek.
Canına minnet bilmek: Bir fırsatı sevinçle karşılamak.
Canını dişine takıp çalışmak: Çok büyük çaba göstermek.
Canından can kopmak: Çok büyük acı ve üzüntü yaşamak.
Canı kalmamak: Çok yorulmak, gücü tükenmek.
Canı çıkasıca: Birine duyulan öfkeyi belirten söz.
Canına okumak: Birini çok kötü duruma düşürmek.
Caka satıp durmak: Sürekli gösteriş yapmak.
Cebi dolmak: Para sahibi olmak.
Cebini doldurmak: Haksız kazanç elde etmek.
Cebinden yemek: Kendi parasını harcamak.
Cebinde akrep olmak: Çok cimri olmak.
Cebine koymak: Bir bilgiyi veya fırsatı aklında tutmak.
Cilvesiyle akıl çelmek: Çekiciliğiyle birini etkilemek.
Cılkını çıkarmak: Bir şeyi gereğinden fazla kullanarak bıktırmak.
Cıvık cıvık olmak: Gereğinden fazla laubali davranmak.
Ciğeri yanmak: Çok büyük acı ve üzüntü duymak.
Ciğerine oturmak: Çok ağırına gitmek, derinden üzmek.
Ciğerini sökmek: Birine çok büyük acı çektirmek.
Canı burnuna gelmek: Çok bunalmak, sabrı tükenmek.
Can kulağıyla işitmek: Büyük dikkatle dinlemek.
Canından usanmak: Yaşamaktan ve sıkıntılardan bıkmak.
Canını kurtarmak: Tehlikeden uzaklaşmak.
Canına yetmek: Artık dayanamayacak duruma gelmek.
Can evine dokunmak: Birini en hassas yerinden üzmek.
Canı pahasına korumak: Ölümü göze alarak korumak.
Canını ortaya atmak: Büyük bir tehlikeyi göze almak.
Cana gelmek: Birinin başına kötü bir olay gelmek.
Canı sıkılmak: Üzülmek veya keyifsiz olmak.
Cebi yanmak: Çok para harcamak.
Cebine ateş düşmek: Maddi zarara uğramak.
Cebinden çıkarmak: Birinden daha üstün olmak.
Cebine girmek: Birinin kazancına veya parasına eklenmek.
Ceviz kırmak: Uygunsuz bir davranışta bulunmak.
Cılkı çıkmak: Bir şeyin tadı ve özelliği bozulmak.
Cilası bozulmak: Gösterişli görünüşünü kaybetmek.
Cendereye girmek: Çok zor bir durumda kalmak.
Cümle kapısında kalmak: Bir yere giremeyip dışarıda kalmak.
Ciğerine dokunmak: Birini derinden üzmek.
Cana geleceğine mala gelsin: İnsan hayatının maddi şeylerden daha değerli olduğunu anlatır.
Canı burnunda gezmek: Sürekli sıkıntı ve huzursuzluk içinde olmak.
Can kulağıyla kulak kesilmek: Çok dikkatli dinlemek.
Canına kıymak: İntihar etmek veya kendi hayatına son vermek.
Canından geçmek: Bir şey uğruna hayatını feda etmeyi göze almak.
Canını okumak: Birini çok zor durumda bırakmak.
Cebi delik olmak: Parasını tutamamak, sürekli parasız kalmak.
Ceviz gibi: Biçimli, düzgün ve güzel görünüşlü olmak.
Cuk diye yerine oturmak: Tam uygun olmak.
Cılkı çıkmış: Bozulmuş, özelliğini kaybetmiş olmak.
Caka kesmek: Gösteriş yaparak üstün görünmeye çalışmak.
Ciğerinin yağları erimek: Çok sevinmek veya rahatlamak.
Ciğeri beş para etmez: Değersiz ve güvenilmez olmak.
Cendereye çekmek: Birini ağır baskı altına almak.
Caka satmak: Kendini olduğundan üstün göstermeye çalışmak.
Canı burnuna gelmek: Çok bunalmak.
Canı tez: Aceleci ve sabırsız kimse.
Cilveye getirmek: Naz ve çekicilikle birini etkilemek.
Cilvesine kanmak: Birinin nazlı ve çekici davranışlarına aldanmak.
Ceviz kırmak: Uygunsuz bir iş yapmak.
Cilası dökülmek: Gerçek niteliği ortaya çıkmak.
Cılkı çıkmak: Bir şeyin bozulması veya tadının kaçması.
Cendereye sokmak: Birini zor durumda bırakmak.
Cebini yakmak: Çok masraflı olmak.
Ciğerini dağlamak: Çok derin acı ve üzüntü vermek.
Canına değsin: Yapılan iyiliğin veya ikramın karşılığında memnuniyet dilemek.
Canı çıkasıca: Birine duyulan kızgınlığı anlatan beddua sözü.
Cana minnet olmak: Bir şeyi seve seve kabul etmek.
Ceviz kabuğunu doldurmamak: Çok önemsiz olmak.
Cebinden çıkmak: Birinin parasından karşılanmak.
Cebine indirmek: Bir parayı veya malı gizlice kendine geçirmek.
Ciğerine işlemek: Çok derinden etkilemek.
Ciğeri parçalanmak: Büyük üzüntü duymak.