Bağrına basmak: Kucaklamak; birini sevgiyle benimseyip korumak.
Bağrına taş basmak: Acıya ve üzüntüye sabırla katlanmak.
Bağrı yanmak: Çok üzülmek, büyük acı çekmek.
Başı ağrımak: Bir işten dolayı sıkıntıya düşmek.
Başı derde girmek: Zor ve sıkıntılı bir durumla karşılaşmak.
Başı dertten kurtulmamak: Sürekli sorunlarla karşılaşmak.
Başı göğe ermek: Çok sevinmek, büyük mutluluk duymak.
Başı sıkışmak: Zor durumda kalmak.
Başı tutmak: Gürültüden veya başka bir sebepten dolayı başı ağrımak.
Başı üstünde yeri olmak: Bir kimseye çok değer vermek.
Başıboş bırakmak: Denetimsiz ve kendi hâlinde bırakmak.
Başının çaresine bakmak: Kendi sorununu kendisi çözmek.
Başının üstünde yeri olmak: Bir kimseye çok değer vermek.
Başına buyruk: Kendi istediği gibi davranan, kimseye danışmayan.
Beli bükülmek: Gücü azalmak, yaşlılık veya üzüntü nedeniyle güçsüzleşmek.
Bel bağlamak: Birine veya bir şeye güvenmek.
Belini doğrultmak: Yeniden güç kazanmak, durumunu düzeltmek.
Belaya çatmak: İstenmeyen, sıkıntılı bir durumla karşılaşmak.
Benden günah gitti: Yapılabilecek her şeyi yaptıktan sonra sorumluluğun karşı tarafa kaldığını belirtmek.
Beyni sulanmak: Düşünme yeteneği zayıflamak, aklı karışmak.
Beynine girmek: Birini bir düşünceye inandırmak.
Beyni zonklamak: Çok şiddetli baş ağrısı çekmek.
Boynunun borcu olmak: Yapılması gereken bir görev veya sorumluluk olmak.
Burnu büyümek: Kendini beğenmeye ve başkalarını küçümsemeye başlamak.
Burnu sürtülmek: Kibirli davranışları nedeniyle ders alıp alçak gönüllü olmak.
Burnunun ucunu görmemek: Yakınındaki olayları bile fark edememek.
Burnunun ucuyla bakmak: Bir şeye önem vermeden, küçümseyerek bakmak.
Buz kesilmek: Korku, şaşkınlık veya soğuk nedeniyle donakalmak.
Buzları eritmek: Aradaki soğukluğu ve gerginliği gidermek.
Bülbül gibi konuşmak: Çok güzel, akıcı ve etkileyici konuşmak.
Bülbül kesilmek: Çok güzel ve durmadan konuşmaya başlamak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Ji kerema xwe şirove bikin!
Yorumlarınızı bekliyorum.